Kehf suresi okunuşu

suredir ve tamamı 110 ayetten oluşur. Kehf suresi adını ayetlerde geçen aynı kelimeden alır. Kehf suresinde esas olarak inançları sebebiyle öldürülmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınan gençlerin mucizevî hâlleri, ayrıca Hz. Mûsâ ile Zülkarneyn konu edilmektedir. Birçok dini kaynakta, Kehf suresi duası faziletleri, anlamı ve meali ile ilgili önemli bilgiler yer alır.

AYETEL KÜRSİ DUASI OKUNUŞU! AYETEL KÜRSİ DUASI OKUNUŞU!

Kehf suresi okunuşu anlamak yük arz eder. Kehf suresi okunuşu sıklıkla yapılmalıdır; çünkü bu surenin fazileti ve faydaları olduğuna inanılır. Ezberlemek ve kulak vermek isteyenler için Kehf suresi anlamı (meali), Arapça yazılışı, Türkçe okunuşu, fazileti ve dinle seçeneği hakkında bilgiler içeriğimizde yer alıyor.

KEHF SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU

KEHF SURESİ DİNLE

KEHF SURESİ TÜRKÇE ANLAMI

KEHF SURESİ NUZÜL

Mushaftaki sıralamada on sekizinci, iniş sırasına tarafından altmış dokuzuncu sûredir. Gāşiye sûresinden sonra, Nahl sûresinden önce Mekke ’de inmiştir. Ancak 28. âyeti ile 83 ve 101. âyetlerinin Medine ’de indiği rivayeti de vardır. Nüzûl sebebi olarak tefsir ve siyer kaynaklarında şöyle bir olay anlatılmaktadır: Müslümanların sayısının çoğalması üstüne müşrikler, Resûlullah ’ın peygamber olup olmadığını çözümlemek için Nadr b. Hâris ile Utbe b. Muayt ’ı Medine ’deki yahudi âlimlerine gönderip kendilerine şu tâlimatı vermişlerdi: “Muhammed ’in durumunu onlara sorun, vasıflarını ve söylediklerini anlatın; onlar kitap ehlidir, peygamberler hakkında bizim bilmediklerimizi bilirler.” Bu iki adam, Medine ’ye artan bir şekilde meseleyi yahudi âlimlerine anlattılar. Onlar da, “Muhammed ’e, geçmiş zamanlarda mağaraya sığınmış gençleri; dünyanın doğusunu ve batısını dolaşmış olan adamı; rûhun ne olduğunu sorun; eğer bunları size bildirirse o bir peygamberdir, ona uyun; aksi takdirde bir falcıdır, ona istediğinizi yapabilirsiniz” dediler.

Nadr ile arkadaşı Mekke ’ye dönüp bunları Hz. Peygamber ’e sordular. O da “Sorularınıza yarın yanıt veririm” dedi. Ama “inşallah” demesi gerekirken bunu ihmalkârlık ettiği için o günden itibaren on beş gün vahiy gelmedi. Bunun üzerine Mekke halkı, “Muhammed bize, ‘Sorularınıza yarın yanıt veririm ’ diye söz vermişti. Fakat aradan on beş gün geçtiği halde hâlâ sorularımıza yanıt vermedi” diyerek dedikoduya başladılar. Hz. Peygamber ’e vahyin gecikmesi sırasında tamamen bunaldığı bir sırada Cebrâil yukarıdaki soruların cevabını taşıyan Kehf sûresi ile İsrâ sûresinin 85. âyetini getirdi (İbn Âşûr, XV, 242-244).

Tefsir ve siyer kaynaklarından bu rivayeti nakleden İbn Âşûr, Ashâb-ı Kehf hakkında Hz. Peygamber ’e soru sormaya Kureyşliler ’i teşvik edenlerin, ticaret maksadıyla Mekke ’ye gelen bazı hıristiyanlar ya da Kureyş ’in Suriye ticaret yolu üzerinde yer alan kiliselerdeki hıristiyan din adamları olabileceğini söylemektedir (XV, 259-260).

Elmalılı Muhammed Hamdi de yukarıdaki rivayeti geniş şekliyle naklettikten daha sonra, hadis tekniği açısından bu rivayetin güçsüz olduğunu, buna dayanılarak sûrenin tefsir edilmesinin dürüst olmayacağını ifade etmektedir. Elmalılı ’ya göre sûrenin baş tarafındaki âyetler gösteriyor oysa başlıca iniş sebebi, “Allah çocuk edindi” denilmiş olmasıdır. Sûre, bunun ilmî dayanağı bulunmayan büyük bir yalan olduğunu izah etmek, bu sözü söyleyenleri uyarmak ve onları tevhide eğlence etmek için indirilmiş, Zülkarneyn ile ilgili sorunun cevabı da bunun tamamlayıcısı olmuştur (V, 3220).

KEHF SURESİ KONUSU

Yüce Allah ’a hamd ile başlayan Kehf sûresinin başlangıcında Allah ’ın kutsiyeti ve kemal sıfatlarıyla Kur ’lahza ’ın üstünlüğü, müminlere verilecek mükâfatın müjdesi ve Allah ’a çocuk yakıştıranların uyarılması konuları yer alır; kâfirlerin inatçı tutumları karşı üzülen Hz. Peygamber ’in durumuna da göze çarpan edilir (1-8). Bundan sonraki âyetlerin büyük bir kısmının konularını şu üç ibretli kıssa oluşturur: 1. Ashâb-ı Kehf kıssası (9-26). Bu kıssada inançları uğruna canlarını ortaya koyarak yurtlarından çıkıp dağdaki bir mağaraya sığınan gençlerin durumu anlatılır. 2. Hz. Mûsâ ile Hızır ’ın kıssası (60-82). Bu kıssada Hızır ile Hz. Mûsâ arasında geçen alışılmış üstü olaylar ve bunlarla ilgili talimat yer alır. 3. Zülkarneyn kıssası (83-98). Bu kıssada takvâ ve adalet sahibi bir hükümdar olan Zülkarneyn ’in batıya ve doğuya yaptığı seferlerle Ye ’cûc ve Me ’cûc ’ün yeryüzüne yayılmasını önlemek için yaptığı set anlatılmaktadır. Sûrede ahlâk eğitimine yönelik temsilî anlatımlar da yer almaktadır.

KEHF SURESİ FAZİLETİ

Kehf sûresinin fazileti hakkında birçok hadis söylenti edilmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir:

Berâ b. Âzib ’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir adam Kehf sûresini okuyordu, yanında da iki uzun iple yan bir at vardı. Derken bir bulut adamın üzerine doğru inmeye başladı. Bulut yaklaştıkça yaklaşıyordu. At bundan dolayı ürktü ve huysuzlandı. Sabaha çıkınca o zat Hz. Peygamber ’e gelerek olayı anlattı. Resûlullah, “O, sekînettir (rahatlık verendir), Kur ’lahza okunduğu için inmiştir” buyurdular (Buhârî, “Fezâil”, 11; Müslim, “Müsâfirîn”, 240; sekînet hakkında bilgi için bk. Bakara 2/248).Diğer hadislerde de Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Kim, Kehf sûresinin başından on âyet ezberlerse deccâlden korunmuş olur” (Müslim, “Müsâfirîn”, 257); “Kim, Kehf sûresinin son on âyetini okursa deccâlin fitnesinden korunur” (Müsned, VI, 446); “Kim, Kehf sûresini indirildiği gibi okursa sûre, kıyamet gününde onun için bir nûr olur (Beyhak^, Sünen, III, 249).

KEHF SURESİ TEFSİRİ (KUR’AN YOLU)

Ulu Allah göre Hz. Peygamber ’e indirilen Kur ’lahza, nimetlerin en büyüğü olduğu için övgü ve saygıya başkasının değil, Kur ’lahza ’ı gönderen Allah Teâlâ ’nın lâyık olduğu bildirilmiştir. Buradaki “kul”dan niyet Hz. Muhammed, “kitap”tan hedef da Kur ’an-ı Kerîm ’dir. İnsanları zulmetten nura, dalâletten hidayete kavuşturan, iman ve İslâm ’ı öğreten, dünya ve âhirette mutlu bir yaşam sürdürebilmeleri için onlara Allah ’ın emir ve yasaklarını, dinin hükümlerini, sevap ve cezayı bildiren; eğrisi büğrüsü, yanlışı ve çelişkisi bulunmayan doğrudan doğruya bir kitabın indirilmesi, çoğunlukla tüm insanlık, özelde Hz. Muhammed için en büyük nimettir. Böyle bir nimete kavuşmak, o nimeti verene hamd ve şükretmeyi gerektirir. Ulu Allah, bu âyette Hz. Muhammed ’in şahsında, lutfettiği bu nimete karşılık yalnız kendisine hamdedilmesi gerektiğini bildirmektedir.

KEHF SURESİ NE SÜRE İNMİŞTİR?

KEHF SURESİ KAÇ AYET?

KEHF SURESİ KAÇINCI SAYFA VE CÜZDE YER ALIYOR?

KEHF SURESİ KONUSU NEYİ ANLATIYOR?

Sûrenin muhtevasını yedi bölüm halinde ele almak mümkündür. İlk bölümde (âyet 1-8) insanlara doğruyu anlatıp iman eden ve sâlih amel işleyenlere ilâhî rahmeti, inanmayanlara da içine düşecekleri azabı anlatmak üzere Kur ’an ’ı gönderen Allah ’ın hamdedilmeye lâyık olduğu belirtildikten sonradan O ’na çocuk edinme isnadında bulunanların sözlerinin büyük bir yalan olduğu açıklama edilmektedir. Bu âyetler, melekleri Allah ’ın kızları sayan putperest Araplar ’ın bâtıl inançlarını reddetmektedir. Gerisinde gelen âyetlerde insanların Kur ’an ’a inanmamaları sebebiyle endişe duyan Hz. Peygamber avuntu edilmekte, hem yeryüzünün insanların sınanmasına uygun bir etraf olması için süslenip albenili hale getirildiği bildirilmektedir.

İkinci bölümde (âyet 9-26), geçmiş dönemlerde putperest bir kavim içinde Allah ’ın varlığına ve birliğine inanan, bu inançlarını açık açık dile getirip putperestliğe karşı meydana çıkan ve öldürülmekten yoksa inançlarını değiştirmeye zorlanacaklarından korkup bir mağaraya sığınan birkaç gençle ilgili Ashâb-ı Kehf kıssası yer almaktadır (bk. ASHÂB-ı KEHF).

Sûrenin üçüncü bölümünde (âyet 27-49) dünya ve âhiret hayatı karşılaştırılıp insanlara öğüt verilmektedir. Gerçek sığınağın Allah olduğunu, O ’nun rızâsını kendi isteğiyle sabredip dua etmek gerektiğini, böyle yapanların cennette mükâfatlarını alacaklarını bildiren âyetler içinde bunları pekiştirmek üzere iki örnek verilmektedir. Bunların ilkinde, kendisine öteki nimetler yanında iki hoş bahçe de verilen gururlu ve bencil bir kişiyle reel bir mümin aralarında geçen bir diyalog ve âhiret sorumluluğuna inanmadığı belirtilen bencil kişinin âkıbeti anlatılmaktadır. Tefsirlerde (meselâ bk. Şevkânî, III, 285) bunların hakiki kişiler olup olmadığı tartışılmıştır. Bazı rivayetlerde sözü edilenlerin Mahzûm kabilesinden iki kardeş veya İsrâiloğulları ’na mensup iki birey olduğu ileri sürülmüşse de burada önemli olan âyetlerin verdiği mesajdır. İkinci örnekte, dünya hayatı gökten indirilen yağmura benzetilip bu sayede bitkilerin geliştiği, ancak arkasından rüzgârın savurduğu çer çöp haline dönüştüğü ifade edilerek tüm nimetleriyle geçici olan dünya hayatının ebedî âhiret hayatını kazanmanın bir vasıtası olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.

Dördüncü bölümde (âyet 50-59), Allah ’ın meleklere Âdem ’e secde etmeleri yönündeki buyruğuna İblîs ’in uymadığı bildirildikten sonradan peygamber göndermek, kitap indirmek gibi ilâhî nimetlere atıf yapılarak kulların bu nimetlere şükürle karşılık vermeleri istendiği ifade edilmektedir.

Sûrenin beşinci bölümünde (âyet 60-82), Mûsâ ile kendisine rahmet ve hikmet verilmiş olan bir kişinin kıssası anlatılmaktadır. Hz. Mûsâ, müfessirlerin Hızır olduğunu söyledikleri bu kişinin ilminden yararlanmak için yapacağı yolculukta ona arkadaş olmayı teklif etmiş, o da sabırsızlık gösterip yaptıklarının sebebini sormaması şartıyla bunu kabul edeceğini belirtmiş, Mûsâ ’nın buna rızâ göstermesiyle yolculukları başlamıştır. Arkadaşı önce bindikleri gemiyi delmiş, ardındaki bir çocuğu öldürmüş, sonradan da uğradıkları kasabanın halkı kendilerini konuk etmediği halde orada yıkılmak üzere olan bir duvarı düzeltmiştir. Her defasında sözünde durmayıp bu yaptıklarının sebebini soran Mûsâ ’ya arkadaşı bundan böyle beraberliklerinin sona erdiğini söylemiş, birincil bakışta hatalı gibi görünen davranışlarının reel sebeplerini anlatmıştır (bk. HIZIR). Bu âyetlerde olayların gözlemlenenlerin dıştan diğer sebepleri, anlamları ve amaçlarının bulunabileceğine işaret edilmektedir. Tasavvuf ehli, 65. âyette geçen bir deyimi kullanarak ledün ilmi dedikleri bâtınî veri türü ve alanının geçerliliği konusunda buradaki âyetleri kanıt gösterirler (meselâ bk. İbnü ’l-Arabî, I, 138; IV, 261-262; XIII, 59; hem bk. BÂTIN İLMİ).

Altıncı birim (âyet 83-101) Zülkarneyn kıssasıyla ilgilidir. Âyetlerde kendisine iktidar ve gereksinim duyduğu her şey için vasıta verildiği bildirilen Zülkarneyn ’in önce batıya, sonra doğuya gidip karşılaştığı toplulukları uyardığı, gerisinde iki dağ arasına ulaştığında Ye ’cûc ve Me ’cûc ’ün kendilerine zulmettiğini söyleyen bir kavimle karşılaşıp onlar için saldırılara karşı korunmalarını sağlayacak bir set yaptığı bildirilmektedir. Hem kıyametin kopmasına ve sûrun üfürülmesine, Ye ’cûc ve Me ’cûc gibi saldırgan toplulukların kıyamette azapla yüz yüze geleceğine bağlantı edilmektedir.

Yedinci bölümde (âyet 102-110), Allah ’ı ve âhireti inkâr edenlerin dünyadaki çabalarının boşuna gidip acıklı bir azaba uğrayacakları, iman edip iyi davranışlarda bulunanların ise firdevs cennetine girecekleri belirtilmekte, ilâhî ilim ve hikmetin enginliğine göze çarpan edilmektedir. Sûre, rablerine kavuşmayı ümit edenlerin O ’na ortak koşmaksızın iyi ve erdemli işler yapmalarının koşul olduğunu bildiren ifadelerle sona ermektedir.

KEHF SURESİNE NIÇIN BU İSİM VERİLMİŞTİR?

KEHF NEDİR, NE ANLAYIŞ GELİR?

KEHF SURESİ NE VAKIT OKUNMALI?

Kehf Suresi’ni okumanın fazileti hakkında Allah Resulü (s.a.a) ve Ehlibeyt (a.s) İmamlarından çoğu rivayet nakledilmiştir. Bu rivayetler Kehf Suresi’nin içeriğinin önemini demeç etmektedir. Bu rivayetlerden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

KEHF SURESİ NE İÇİN OKUNUR, NEYE İYİ GELİR?

Hadis kaynaklarında Kehf sûresini okuyanların deccâlin şerrinden korunacaklarına dair rivayetler yer almaktadır. Bu korunma bir takım rivayetlere kadar sûrenin ilk âyetlerinin bazılarına göre ise son âyetlerinin okunmasıyla gerçekleşir.

üstelik sûrenin emin bölümlerini okuyan yoksa ezberleyenler için bunun kıyamet gününde nur olacağı, cuma günü bu sûreyi okuyanların iki cuması aralarında işlediği günahların bağışlanacağı gibi rivayetler bulunmaktadır; ama bu rivayetlerin güvenilir olmadığı belirtilmektedir.

KEHF SURESİ ABDESTSİZ OKUNUR MU?

Vakıa suresi, 79. ayette “Arınmış olanlardan başkası ona el süremez.” biçiminde emredilir. bu nedenle, cünüp olan veya abdestsiz birisinin Kur ’an-ı Kerim ’e el süremeyeceği gibi herhangi bir ayeti de okuyamaz.

Kısaca, abdesti olmayan birisi, Kur ’lahza-ı Kerim ’e el dokundurmadan ezberinden bildiği ayet ve sureleri okuyabilir. Bu caizdir; ama abdestsiz olan birisi Kur ’an ’a dokunarak Kehf suresini okuyamaz. Ayet el-Kürsi, Fatiha ve İhlas gibi ayet ve sureleri okumak isteyen kimse, bunları dua niyetiyle okursa caizdir. (Elmalılı Hamdi YAZAN, Tefsir, Vakıa 79. ayet in izahı; Celal Şimşek, İslam fıkhı, IV/157)

Hem, başörtüsü olmadan da Kehf suresi okunabilir; fakat Kur’lahza’a saygıdan dolayı başörtülü olmak daha iyidir.

KEHF SURESİ ADETLİYKEN OKUNUR MU?

EZBERLEMENİZ İÇİN DİĞER DUALAR VE SURELER

SMM Panel PDF Kitap indir