İhtikar ne demek?

İhtikar ne demek? İslami Ticaret Hukuku uzmanlarının bildiği oysa günümüz Türkçesinde sık rastlamadığımız bu kavram Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın stokçularla ilgili “Stokçuluk bizim dinimizde de haramdır. Bunun adı ihtikardır. Buna fırsat veremeyiz” sözleri üstüne her tarafta gündeme geldi.

Hatırlanacağı gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde de faiz politikası ile ilgili yaptığı konuşmada “Bu görevde olduğum sürece faiz ve enflasyonla mücadelemi ardına kadar sürdüreceğim. Bu konuda nas apaçık. Nas ortadayken sana, bana ne oluyor?” demiş ve “Nas” kelimesi gündemin en çok araştırılanları aralarında yer alamıştı.

Peki, TDK’ya kadar ihtikar kelimesinin anlamı nedir? İhtikarın İslam Hukuku’na tarafından hükmü nedir? İşte ihtikar sözcük anlamı ve İslam Hukuk’unda ihtikar fiilinin hükmü…

İHTİKAR NE ARAMAK?

Türk Dil Kurumu TDK’ya tarafından ihtikar “Vurgunculuk” anlamına gelmektedir. Ticaret hukukunda kullanılan kavram Arapça’dan Türkçe’ye geçmiştir.

Kelime Arapçadaki stokçuluk anlamına benzeşen düşen “Hakr” kökünden çekimsenmiştir. Bu fiili gerçekleştirenlere ise yeniden arapça çekimle “Muhtekar” yani ihtikar yapan – stokçuluk istifçilik yapan denmektedir.

İHTİKARIN İSLAM HUKUKUNDAKİ HÜKMÜ

İhtikarın İslam Hukuku’ndaki hükmü İslam Ansiklopedisi’nin “İhtikar” başlığında ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.

İslam Ansiklopedisi’nde bulunan şekliyle ihtikarın hükmü:

Çoğunlukla insanların ihtiyaçlarını sömürerek eksik emekle basit kazanç sağlama arzusuna dayanan ihtikâr, bilhassa zorunlu tüketim maddeleri laf konusu olduğunda ihtiyaç sahiplerinin, neticede de toplumun zarar görmesine sebebiyet vereceği gibi uzun müddet devamı halinde sosyal bunalımlara yol açabilir. Bu sebeple ihtikârın İslâm ’da olduğu gibi önceki dinlerde de yasaklandığı görülmektedir. Meselâ Talmud ’da meyve, zeytin ve un gibi esas gıda maddelerinin ihtikârı yasaklanırken kimyon, kara biber vb. baharatlarda böyle bir yasaklamaya gereklilik duyulmamıştır. Hem sıradan şartlarda çiftçinin kendi ürününü satmayıp bekletmesi câiz görülürken bu davranış kıtlık zamanları için yasaklanmıştır. Yoksulluk dönemlerinde esas gıda maddelerinin Filistin dışına çıkarılmasına da müsade verilmemiştir.

İhtikârın, dinen çirkin ve kötü bir tavır olarak kabul edilmekle birlikte haram mı yahut mekruh mu olduğu İslâm hukukçuları aralarında tartışmalıdır. Görüntü ayrılığı kısmen ihtikârın tanımından, kısmen de afiyet ve mahiyeti üstünde uzlaşmaya varılamayan nasların zâhiriyle şâriin maksadı arasındaki tercih farkından kaynaklanmaktadır. Mâlikîler, Hanbelîler, Zâhirîler, Zeydîler, İbâzîler ve Şâfiîler ’in çoğunluğu ile İmâmiyye ’nin meşhur olan görüşüne göre ihtikâr haramdır. Ayrıca büyük günahlardan olduğu da belirtilmekle birlikte (İbn Hacer el-Heytemî, I, 234), bu konuda bir ayırıma gidilerek kıtlık yaratmak için yapılan ihtikârın dinî sorumluluğunun fiyat artışı beklentisiyle yapılana göre daha büyük olduğu da ifade edilir. İhtikârın haram olduğunu söyleyenler, İslâm ’da zulmün ve başkalarına hileli şekilde hasar vermenin haram oluşundan hareket ederler. Hac sûresinin 25. âyetinde geçen ve azapla cezalandırılacağı haber verilen “ilhâd”, bir takım müfessirlerce özellikle Mekke ’de yapılan ihtikâr şeklinde tefsir edilmiştir (Fahreddin er-Râzî, XXIII, 25; Ebü ’l-Fidâ İbn Kesîr, V, 412). İhtikârı haram sayan fakihler, bu delillerin yanı sıra özellikle muhtekiri nefretle anan hadislere dayanmaktadırlar. Bu cins hadislerde karaborsacı günahkâr, sapkın, Allah ’ın hükmüne isyan eden, Allah ’ın zimmetinden uzakta -fakat bu açıklama başlıca Kur ’lahza ’da müşrikler için kullanılır-, mel‘un, cüzzam ve iflâsa müstahak, katil ve cehennemlik, elîm bir azaba duçar, mülhid, soygunculukla elde ettiği bu kazancını sadaka olarak bile verse kabul edilmeyen kimse, fiyatlar yükselince zevklenen, akıl üzülen kötü bir kul şeklinde tanıtılarak ağır bir dille kınanır

(Müsned, I, 21; II, 33; V, 27; Müslim, “Müsâḳāt”, 129, 130; İbn Mâce, “Ticârât”, 6; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 89; “Büyûʿ”, 40, 47; Tirmizî, “Büyûʿ”, 40; Hâkim, II, 12; Şevkânî, V, 249).

Hanefîler, delilin zannîliği ve kamu zararından hareketle ihtikârı tahrîmen mekruh sayarken bazı İmâmiyye, İsmâiliyye ve Şâfiî hukukçuları mekruh olduğunu söylemektedir. Şâfiîler ’den Necîb el-Mutîî, tüketim maddelerinde zarûriyyât ve kemâliyyât ayırımına artan bir şekilde birinci gruba giren malların istifçiliğinin icmâ ile haram, ikincisine girenlerinkinin ise mekruh olduğu şeklinde bir genellemede bulunduktan daha sonra bir takım özel durumlarda yokluğu insanların ölümüne sebebiyet verebilecek maddelerin -meselâ şiddetli soğuklarda giyecek, savaş sırasında askerî levazımat gibi- ihtikârının da haram sınıfına sokulabileceğini belirtmektedir (Nevevî, XIII, 46). İmâmiyye ’den Şehîd-i Sânî ise ihtikârı arzın talebi karşılaması halinde mekruh, aksi takdirde haram telakki etmektedir.

Yiyeceklerle sınırlı yasak taraftarları, kendi dönemlerine kadarki mûtat zararı göz önüne alırken diğerleri olası her türlü zararı da hesaba katarak çerçeveyi geniş tutmuşlardır. Kamu yararını ferdî çıkarın önüne geçirirken kişileri topluma hizmetten tamamen alıkoyacak aşırılıklara gitmemek için ihtikâr yasağının kapsamı da gerektiği ölçüde tutulmuş, üretim ya da arz fazlası malların gelecekteki talepleri karşılamak için ihtiyaten depolanması karaborsacılık kapsamına alınmamıştır. Hem fakihlerin büyük çoğunluğu, bereket ve ucuzluk hemencecik mülk stoklamayı câiz ve hatta müstehap görmüşlerdir. Bunlar, Kur ’an ’da anlatılan Yûsuf kıssasındaki ihtiyatî stoklama örneğini de (Yûsuf 12/47-49, 55) kanıt olarak ileri sürerler. İhtikâr niyetiyle yapılan alım işleminin sahih olduğu hususunda Hanbelîler ’in dışındaki hukukçuların görüntü birliği vardır.

İHTİKARIN TCK’YA GÖRE CEZASI

Stokçuluk yani ihtikar Türk Suç Oluşturan Kanunu’na göre suçtur. Bu suç TCK 240. madde de “Muhakkak bir mülk ya da hizmeti satmaktan kaçınarak millet için acele bir ihtiyacın ortaya çıkmasına niçin olan birey, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde tasvir edilmiştir.

Yorum yapın

Geçici Mail pdf kitap indir instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al