Hz. Muhammed Miraç’a nereden yükseldi?

Hz. Muhammed Miraca nereden yükseldi. Kur’lahza’ı Kerim2in İsra Suresi’nde bu sorunun cevabı net bir şekilde yer alıyor. öte yandan Hadis-i Şerifler’de de Miraç Mucizesi ile ilgili teferruat ve Mucize’nin enrede gerçekleştiği net bir şekilde yer alıyor.

PEYGAMBERİMİZ MİRACA ENREDEN YÜKSELDİ!

Miraç mucizesi Peygamberimizin sahih hadislerinde ve Kur’an-ı Kerim’de bizlere bildirilmektedir. İsra suresinde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed ’i) bir gece Mescid-i Haram ’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa ’ya götüren Allah ’ın şanı yücedir. Hiç kuşkusuz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir”. İsra su. 1.

Müşrikler onun yanına yer almasalar da Yüce Allah (cc) Mi ’raç ile Peygamberinin yanına olduğunu göstermiştir. Mi ’raç ile, eşini ve amcasını kaybettiği “Hüzün Yılı”nda Mekke ’de bulunan Sevgili Nebi ’ye bir yükseliş tecrübesi yaşatmak suretiyle şevk (ve moral) verilmiştir.

Resulullah (tez) e yaşatılan bu tecrübe “Namaz” ile taçlandırılmıştır. Hz. Peygamber (sav) yaşadığı bu doğaüstü tecrübeden sonra ümmetine bitmiş dönmüş ve onları da namaz ile Yaratıcılarına ruhen yükselmeğe çağırmıştır.

Mescid- Haram Kabe’nin bulunduğu Mekkedir. Ayete göre Miraç Mekke’de başlamış ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya gidişle devam etmiş ve buradan göğe yükelişle sürmüştür. Yani Peygamberimiz Kudüs’ten Miraç’a yükselmiştir.

PEYGAMBERİMİZ MİRACA NASIL YÜKSELDİ

Mi ’raç uyanıkken ve bebenle meydana geldiğini söyleyenler: Ashap ve Tabiinin büyük çoğunluğu Mi ’raç ’ın uyanıkken ve bedenle olduğunu kabul etmiştir. Açık Konuşmak Gerekirse da budur.

Ashab-ı Kiramdan Abdullah b. Abbas, Cabir b. Abdullah, Enes b. Malik, Hz. Ömer, Ebu Hüreyre, Abdullah b. Mesud ve Malik b. Sa ’sa gibi yirmi dek sahabe ve bilgin bu görüştedirler. Tabiinden bir çok meşhur âlim de bu görüşü savunmaktadır. Dehhak, Said b. Cübeyr, Katade, Said b. Müseyyeb, Hasan-ı Basri, İbrahim en-Nehai, İbn Cüreyc ve İbni Cüreyc bu görüştedirler.
Bu görüşü savunan sahabe ve tabilerin delilleri ise şunlardır:

1- “Kul” manasına gelen ‘abd’ ruhla cesedin her ikisine aniden ıtlak olunur. Yalnız cesede kul denilmediği gibi, yalnız ruha da kul denilmez. “İsrâ”da geceleyin bir cismi yürütmektir. Bu sözcük hiçbir zaman yalnız ruhu yürütmek manasında kullanılmamıştır. Resulullah (tez) lüzum Mekke’den Kudüs’e, gerekse Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan göklere vâki olan seyahatinde keza cesedi, keza de ruhu ile bulunmuştur. Ayette, “Bir gece kulunun ruhunu götürdü” denilmiyor, “ Bir gece kulunu götürdü” denilmektedir. Kulluk ruh ile olmaz, ruh ve bedenle olur.

Kur ’lahza-ı Kerimde çoğu yerde geçen “abd “ (kul) kelimesi, ruh ve bedenin tamamını açıklayan insan vücudu için kullanılmıştır. Alak suresi. 9.10.

2- Karoser ile gerçekleşmesi Mi ’raç ’ı mucize yapan en büyük sebeptir. Mucizeler, insanların ulaşmakta aciz kaldığı mucizevi hadiselerdir. Allah ’ın peygamberlerine bir ihsanıdır ve davalarına onay olarak verilir. Miracı insanlar nazarında mucize yapan en manâlı sebep ruh ve beden ile gerçekleşmesidir. Ruh beraberinde beden ile gitmek ve bütün sema mertebelerini geçip arş-ı âlâya yükselmek yalnız Peygamberimiz Hz Muhammed (sav)e mahsus bir mucizedir. Müşrikler zaten bu duruma itiraz etmişlerdir.

3- Mi ’raç rüyada olmuş olsaydı mucize olmazdı. Peygamber (tez) in Peygamberliğine bir delil ve mucize olmazdı. O zaman Müşrikler de uykuda meydana gelen bir olayı yadırgamaz ve Peygamber (tez) i yalanlamazlardı. İmanı çelimsiz bir takım Müslümanlar da Miraç olayını duyunca dinlerinden dönmezdi. Çünkü bu tür rüyaları herkes görebilir ve bu rüya yadırganmazdı.

4- Peygamber (sav) in Mescid-i Aksa ’da Peygamberlere namaz kıldırması, Cebrail ( demesi) ın ona Burak ’ı alıp getirmesi, göklere yükselip sema kapılarının açılması istendiği vakit Cebrail ’e “Yanındaki kim?” diye sorulması, Onun da “Muhammed” diye cevap vermesi, Peygamber (iddia)in diğer Peygamberlerle karşılaşıp konuşması, Peygamberlerin ona “Hoş geldin” demesi, beş vakit namazın farz kılınması meselesinde Hz. Musa (birli) ile konuşması, işte tüm bunlar Mi ’rac ’ın uyanıkken ve bedenle meydana geldiğini göstermesi nedeniyle bu olayı duyanlar büyük bir imtihan geçirmişlerdir. Şifa-i Şerif Şerhi, 1/ 397.

5- Mi ’raç ’ın anlatıldığı bir hadiste Peygamber (iddia) in “Cebrail elimi tuttu ve beni semaya çıkardı” diye söze başlayıp “Cebrail beni pek yüksek bir yere çıkardı oysa, orada kaza ve kaderi yazan kalemin cızırtılarını duymaya başladım” buyurması, onun Sidretü ’l-Münteha ’ya varıp cennete girmesi ve haber verdiği şeyleri orada görmesi de Mi ’raç ’ın keza ruh keza de beden ile olduğunu gösterir. Şifa-i Şerif Şerhi, 17397-98.

6- Abdullah b. Abbas (ra) şöyle demiştir: “Mi ’raç, Peygamber (iddia) Efendimizin rüyada gördüğü bir şey değil, mübarek gözleriyle gördüğü bir olaydır.” Buhari, Menakibü ’l Ensar.42. Kader.10.

7- Hasan-ı Basri ’nin rivayet ettiği Mi ’raç hadisinde Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Ben Hicr ’de uyuyordum. Cebrail yanıma gelip topuğu ile bana dokundu. Doğrulup oturdum, ama bir şey görmedim. Tekrar uykuya daldım.” Bu olayın üç defa olduğunu belirttikten daha sonra sözlerine şöyle devam etti: “Üçüncüde Cebrail kolumdan tuttu ve beni Mescid-i Haram ’ın kapısına götürdü. dahası baktım ama, orada bir hayvan duruyor.” daha sonra Peygamber (sav) Efendimiz Burak ile olan yolculuğunu anlattı. İbn Hişam, Es-Sire.II,38. Şifa-i Şerif Şerhi.1/398.

8- Ebu Zer (ra) nın rivayetine göre, Resulullah (tez) Efendimiz: “Ben Mekke ’de iken evimin tavanı yarılıverdi. Cebrail (birli) indi. Göğsümü yardı ve içini Zemzem suyu ile yıkadı.” Diye Mi ’raç hadisesini anlatmağa başlamış, sonradan da: “ Cebrail elimden tutup beni semaya çıkardı.” Diye sözlerine devam etti. Buhari, Salat,1; Hac, 76; Enbiya,5; Müslim, İman,263. Şifa-i Şerif Şerhi, 1/399.

9- Enes b.Malik (ra) da rivayetinde, Peygamber (iddia) Efendimiz: “Beni alıp Zemzem suyuna getirdiler. Göğsümü yardılar.” Diye bu olayı anlatmıştır. Müslim, İman,260.

10- Kur ’lahza rüyada vahy olmaz. Kur ’an ayetleri hiçbir süre rüyada vahyedilmemiştir. Peygamberlerin rüyaları da vahiydir. Oysa bunlar Kur ’lahza ayeti değildirler. Bakara suresinin son iki ayeti Mi ’raç ’da vahyolunmuştur. Dolaysıyla Mi ’raç rüyada yok uyanıkken ve bedenle olmuştur.

11- Mi ’raç olayı rüyada olmuş olsaydı, Müşrikler endişelenmezler, olaya gülüp geçerlerdi. Peygamber (iddia) den delil istemezlerdi. Peygamber (tez)in Mescid-i Aksa ’ya gidip geldiğini duyan müşrikler şiddetle karşı çıkmış ve bunun ispatını istemişlerdir.

Ebu Hüreyre (ra) nın rivayet ettiğine tarafından, Peygamber (tez) şöyle buyurmuştur: “Mi ’raç dönüşü kendimi Kâbe ’de Hicr mevkiinde buldum. Mekkeliler bana İsra seyahatinde gördüklerimi soruyorlardı. Hafızamda tamamen tutamadığım şeyleri anlatmamı istediler. Hayatımda hiç olmadığı değin huzursuzluk ve endişe yaşadım. Derken Allah Teâlâ aradaki engelleri kaldırıp Beytü ’l-Makdis ’i gözümün önüne getirdi; ben de ona bakarak Kureyşlilerin sorduğu sorulara yanıt verdim.” Buhari, Menakibü ’l-Ensar, 41; Tefsir,17; Müslim, İman,278. Şifa-i Şerif Şerhi. 1/400.

12- Miraç hakkındaki hadislerde gördüğümüz üzere, Efendimiz (sav) ’in Burak adında bir bineğe bindiği bildirilmiştir. Burak, ancak gövde için bir araç olabilir. Ruhun bir bineğe ihtiyacı yoktur. O hâlde Miraç, cisim ile olmuştur. Zira eğer ruh ile olsaydı, bineğe gereklilik olmazdı.

13- Miraç ’ın anlatıldığı İsra suresi 1. ayette “esra” kelimesi geçmektedir. “Esra” kelimesi, “Yürüttü.” manasındadır. “Yürüttü.” ifadesi de miracın bedenle olduğuna işarettir. Zira hayalen, keşfen ya da rüyada bir kişiye bir yerin gezdirilmesi beyanında, “Yürüttü.” tabiri kullanılmaz.

14- Tekrar miracın anlatıldığı Necm suresi 17. ayette: “Göz ne kaydı ne de kamaştı.” buyrulmuştur. Göz ise ruhun yok, bedenin bir organıdır. O hâlde miraç bedenle olmuştur. Eğer ruh ile olsaydı, ayette “göz” tabiri kullanılmazdı.

15- İsrâ ve Miraç ’ın ruh ve cisim beraberce olduğu hakkında, sahabenin ve ümmetin icmâ ’ı vardır. Öncelikle Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali gibi pek çok kimse, bu hadisenin ruh ve bedenle meydana geldiği hususunda ittifak halindedirler. Ehli Sünnetin görüşü de böyledir.

16- Ulu Allah, İsrâ ve Mi ’raç olayının geçtiği, İsrâ sûresine “Subhânellezî esrâ bi abdihî…” cümlesiyle başlamıştır oysa, Araplar, hayrete mucip bir hadiseyle karşılaşıp ondan dehşete kapıldıklarında “Subhânellâh!” derler. Bu surenin de böyle bir cümleyle başlaması göstermektedir oysa, burada acayip şeyler meydana gelecektir.

Yorum yapın

Geçici Mail pdf kitap indir instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al