Fetih Suresi Okunuşu

Kur’an-ı Kerim’in kırk sekizinci suresi olan Fetih Suresi, Hudeybiye Antlaşması ’nın arkasından Medine döneminde nazil olmuştur. 29 ayetten oluşur. Fetih suresi, ismini birincil ayette geçen “fetih” kelimesinden almıştır. Çoğu dini kaynakta, Fetih Suresi duası faziletleri, anlamı ve meali ile ilgili kayda değer bilgiler yer almaktadır. Fetih Suresi okunuşu çakmak önem talep eder. Fetih Suresi okunuşu belirtilen durumlarda sıkça yapılmalıdır; çünkü bu surenin akıl açıklığı, kötülüklerden koruma, isteklerin yerine gelmesi gibi faziletleri ve faydaları olduğuna inanılır. Ezberlemek ve kulak vermek isteyenler için Fetih suresi anlamı (meali), Arapça yazılışı ve Fetih duası Türkçe okunuşu, fazileti ile dinle seçeneği hakkında bilgiler hemen altında yer alıyor.

FETİH SURESİ ARAPÇA OKUNUŞU

Bismillahirrahmanirrahîm

FETİH SURESİ YAZILIŞI

FETİH SURESİ DİNLE

FETİH SURESİ TÜRKÇE ANLAMI (DİYANET MEALİ)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın (c.c) adıyla

FETİH SURESİ KONUSU

Esas konu Hudeybiye Antlaşması ’nın değerlendirilmesi, niyetlendikleri umre ibadetini yapamadan döndükleri için büyük endişe ve hüsran içinde olan müminlerin teselli edilmesi, bu harekât içinde ve ardından olup bitenlerin Allah nezdindeki değerinin açıklanmasıdır. Bu genel çerçeve içinde Hz. Peygamber ve ashabının Allah katındaki koşul ve dereceleri, onları ibadetten meneden müşrikler ile yalnız bırakan münafıkların acı sonları hakkında kayda değer bilgiler verilmiş, bu barışı peşine düşüp takip edecek olan fetihler müjdelenmiştir.

FETİH SURESİ NUZÜL

Hicretten sonradan gelen âyetler ve sûreler, başka bir yerde vahyedilse bile Medine ’de gelmiş sayıldığı için Fetih sûresi de hicretin 6. yılında, Hudeybiye Antlaşması ’ndan sonra, bir gece Mekke yakınlarında, Cum‘a sûresinden daha sonra, Mâide ’den önce nâzil olduğu halde Medine ’de gelen sûreler listesinde yerini almıştır. Güvenilir kaynaklarda bulunan şu rivayet, sûrenin inişiyle ilgili kayda değer bilgiler vermektedir: Hz. Peygamber bir seferinde (Müslim ’deki bir rivayete göre Hudeybiye dönüşünde; “Cihâd”, 97) gece yürürken yanına bulunan Hz. Ömer kendisine bir soru yöneltir; üç kere tekrarladığı halde yanıt alamayınca endişe ve üzüntü içinde yanından uzaklaşır. Kendisi hakkında bir âyet gelmesinden korkar. Azıcık sonra ona Hz. Peygamber ’in kendisini çağırdığı duyurulur. Yanına gelince Peygamber efendimiz Ömer ’e, yeni geldiğini bildirdiği Fetih sûresinin ilk âyetlerini okur (Buhârî, “Tefsîr”, 48/1). Daha detaylı ve sahih olan rivayetlere göre bu durum, Hudeybiye seferinden dönerken yok, Hudeybiye ’de savaşmak yerine, birincil bakışta müslümanların karşısında gibi gözüken şartlarla sulha karar verildiğinde meydana gelmiştir. Hz. Ömer epeyce heyecanlı ve sert bir üslûpla Peygamberimiz ’e birkaç kere, “müslümanlar haklı, onlar haksız oldukları halde neden bu aşağılayıcı barışın yapıldığını” sormuş, “Ben Allah ’ın elçisiyim, O, elçisini mahcup etmeyecektir” cümlesinden diğer yanıt alamamıştı. Bir müddet sonra Peygamber efendimiz Ömer ’i çağırdı ve kendisine hem sulhun bir fetih olduğunu açıkladı hem de yeni gelmiş olan Fetih sûresinden bir miktar okudu (Buhârî, “Tefsîr”, 48/5; Müslim, “Cihâd”, 94). Buna göre Müslim ’deki öteki rivayette geçen “Hudeybiye ’den dönerken” kaydını, “barış yapmaya ve umre yapmadan dönmeye karar verilince” biçiminde bilmek, râvinin bunu kastettiğini bildirmek gerekecektir.

FETİH SURESİ FAZİLETİ

Feth suresinin fazileti ile ilgili olarak Hz. Peygamber ’in, “Bu gece bana o kadar bir sûre indirildi ki benim için o dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha kıymetlidir” dediği ve peşinde sûrenin 1. âyetini okuduğu söylenti edilmiştir (Buhârî, “Tefsîr”, 48/1; “Feżâʾilü ’l-Ḳurʾân”, 12; Müslim, “Cihâd”, 97).

FETİH SURESİ TEFSİRİ (KUR ’LAHZA YOLU)

Sûreye adını veren fethin Hudeybiye Antlaşması mı yoksa Mek­ke ’nin fethi mi olduğu konusunda ayrı değerlendirmeler vardır. Fetih kelimesinin “savaş aracılığıyla bir toprağı fethetmek” mânasında kullanıldığını dikkate alan tefsirciler burada, Mekke ’nin fethinden söz edildiğini ileri sürmüşlerdir. Sağlam rivayetler yanına (Buhârî, “Tefsîr”, 48/1) bu sûrede geçen ve yeri geldikçe açıklanacak olan işaretlere dayanan tefsirciler ise haklı olarak burada Hudeybiye sulhunun anlatıldığı kanaatine varmışlardır. Bunlara göre fetih kelimesi, bir çözüm getirdiği ve tıkanıklığı açtığı için sulh için de kullanılabilir. veya sebepten söz edip bununla sonucu kastetmek şeklindeki “mürsel mecaz” üslûbunun kullanıldığı düşünülebilir. Çünkü Hudeybiye sulhunun yol açtığı gelişmeler birden artı fethi beraberinde getirmiştir: 1. Bu antlaşmadan daha sonra Hayber fethedilmiştir. 2. Mekkeli müşriklerle savaş ihtimali geçici olarak kalktığı için iki tarafın halkı birbirine gidip gelmişler, görüşmüşler, İslâm hakkında data alışverişi üretilmiş ve birçok müşrik ihtida etmiş, İslâm ile müşerref olmuştur. 3. İki sene sonra on bin kişilik bir ordu ile Mekke üstüne yürüyen müminler burayı kolayca fethetmişlerdir. 4. Daha önceleri müslümanları muhatap kabul etmeyen ve çözümü savaşta arayan müşrikler birincil kez bu antlaşmada karşısında tarafı tanımışlar, onlardan güvenlik talep etmişler, müslümanların o sene yerine getirmek istedikleri umre ibadetini bir sene daha sonra gelip yapmalarını kabul etmişlerdir ( Kurtubî, XVI, 250 vd. Hudeybiye ile ilgili özet bilgi için bk. Bakara 2/194).

Bu fethin sağladığı faydalar, doğurduğu sonuçlar birincil üç âyette kısa ve öz bir şekilde açıklanmaktadır. 12. âyette sinyâl edildiği üzere bu sefere çıkmak, Mekkeli müşriklere bir mânada cesaret etmek demekti, bu da bir yiğitlik meselesiydi. Bu yüzden münafıklar “Bunların işi bitti, müşrikler tamamını yok edecek” demişlerdi. Ama 27. âyette sözü edilen rüyayı bir işaret ve dikte sayan Peygamber efendimiz, dağıtılmış faydalarını da gözeterek, kendisine vefalı 1500 değin sahâbî ile bu meşakkatli ve tehlikeli seferi göze almışlardı. Başta hesap edilmeyen gelişmeler oldu; sahâbe tahammül, cesaret, bağlılık ve fedakârlık imtihanlarına tâbi tutuldular. Tüm bunlar olurken ve olduktan daha sonra Allah Teâlâ ’nın şu lutufları tecelli etti: 1. Hz. Peygamber, kendisinin dıştan hiçbir ümmet ferdine bahşedilmeyen bir iltifata nâil oldu, “geçmiş ve gelecek günahlarının bağışlanmış olduğu” rabbi göre ilân edildi. Esasen bütün peygamberler gibi Hz. Peygamber de ismet (Allah kadar günah işlemekten korunmuş olma) özelliğine sahiptir, dolayısıyla zaten günahsızdır. Şu halde Peygamberimizin, bağışlandığı bildirilen günahı, gerçekte işlediği yahut işleyeceği bir günah olmayıp, beşer olması hasebiyle kendisinde bulunan günah işleme potansiyelidir. İsmet sıfatı, peygamberlerdeki bu potansiyel günah işleme imkânının fiiliyata geçmesini önleyen ilâhî bir koruma ve esirgemedir; âyetteki affetme bu anlamdadır. Bir önceki sûrenin tefsirinde geçen (Muhammed 47/19) ayrı bir yoruma tarafından bu mukavele ile Mekkeliler nezdinde suçlu (zenb kelimesinin kabahat mânası için bk. Şuarâ 26/14) ve ölüme mahkûm yer alan Hz. Peygamber bu antlaşma sonunda uzlaştırma ve güvenlik antlaşmasının tarafı haline geldi, bu nedenle müşrikler tarafından suçluluk hükmü kaldırılmış oldu. 2. En büyük nimet ve doğruca yol olan İslâm dini sulh ortamında tamamlanarak dağılma imkânı buldu. 3. Yolculukta, sulh müzakerelerinde ve dönüşte Allah ’ın büyük yardımları görüldü.

Peygamberler ümmetlerine misal olduklarından Allah onları günah işlemekten korumuştur. Buna karşın Peygamber efendimiz gece gündüz nâfile ibadetler yaparak ve özellikle fazla namaz kılarak, keza bu konuda da ümmetine örnek olmuş ayrıca de ibadetin cennet ümidi ya da cehennem korkusundan yok, Allah buna lâyık olduğu, kul bununla mânevî hayat ve kolaylık bulduğu için yapılacağını göstermiştir. Nitekim kendisine, günahlarının peşinen bağışlanmış olduğu hatırlatılarak neden bu dek çok namaz kıldığı sorulduğunda şu cevabı vermişlerdir: “Elimden geldiğince Allah ’a şükreden bir kul olabilmem için” (Buhârî, “Tefsîr”, 48/2; peygamberlerin günahsızlığı (ismet) konusunda geniş bilgi için bk. Mehmet Bulut, “İsmet”, DİA, XXIII, 134-136).

4. âyette müminlere, klasik üstü huzursuz durumlarında Allah ’ın moral yardımından laf ediliyor, arkasında da O ’nun askerlerinden bahsediliyor. Öyle anlaşılıyor ki bu askerlerden hedef, müminlerin yanında olan ve ilâhî yardımı onlara ileten meleklerdir. Buna tarafından 7. âyette zikredilen askerler ise ilâhî cezayı icra eden melekler olmalıdır.

FETİH NEDİR, NE ANLAMA GELİR?

FETİH DUASI NE ZAMAN İNMİŞTİR?

FETİH SURESİ KAÇ AYET?

FETİH SURESİ KAÇINCI SAYFA VE CÜZDE YER ALIYOR?

FETİH DUASI NEYİ ANLATIYOR?

Fetih suresi, şu konuları anlatmaktadır:

FETİH SURESİNE NEDEN BU İSİM VERİLMİŞTİR?

FETİH SURESİ NE VAKIT OKUNMALIDIR?

Fetih suresi, belirtilmiş durumlarda okunmalıdır. Bu durumlar şu şekilde sıralanabilir:

FETİH SURESİ NE İÇİN OKUNUR?

İslâm dininin evrenselliğini ve üstünlüğünü simgeleyen Fetih suresinin İslâm kültür tarihinde kayda değer bir yeri vardır. Gazâya giden müslüman askerlerin, buradaki zafer vaadinin kendileri için de gerçekleşmesini umarak sefer sırasında ve savaş baştan başa sûreyi çokça okudukları bilinmektedir. diğer taraftan kılıç, kalkan, balta gibi savaş aletleri üstünde birincil âyetinin, bir takım hükümdar ve kumandanların giydiği zırhlar üzerinde de tüm sûrenin yazılı olduğu görülmekte, Çanakkale muharebeleri ve İstiklâl Savaşı yıllarında evlerde ve camilerde sürekli olarak Fetih suresi okunduğu nakledilmektedir.

EZBERLEMENİZ İÇİN DİĞER DUALAR VE SURELER

SMM Panel PDF Kitap indir